Video Ara

Türkiyede Nüfusun Özellikleri

Yazar admin

İyi eğitilmiş, aktif bireylerden oluşan nüfus bir ülkenin en önemli gücüdür. Nüfusun nitelikleri sayısından daha önemlidir. Çünkü günümüzde bir ülkenin kalkınmışlık düzeyinin belirlenmesinde o ülkenin nüfusunun eğitim düzeyi ile çalışan nüfusun sektörel dağılımı önemli bir kriter olarak kullanılmaktadır. Nüfusun cinsiyet, yaş, eğitim, ekonomik durumu, çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına dağılımı vb özelliklerinin tümüne birden nüfusun özellikleri yada nüfusun nitelikleri denir. Nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun niteliğidir. Bu bölümde Türkiye nüfusunun yaş gruplarına dağılımı, cinsiyet özellikleri, eğitim durumu, çalışan nüfusun sektörlere dağılımı ile kırsal-kentsel nüfus incelenecektir.
1. Nüfusun yaş grupları ve cinsiyetlere göre dağılımı
a. Nüfusun yaş durumu

BM verilerine göre, 0-14 yaş arasındaki nüfus çocuk, 15-64 yaş arası yetişkin (faal nüfus), 65 yaş ve üstü yaşlı nüfus olarak ayrılmaktadır. Yaş gurupları nüfus dinamiğini belirtmektedir. Bir ülkede yetişkin sayısının diğer nüfustan fazla olması, nüfusun dinamik özelliğini kaybetmeye başladığını gösterir. Çocuk sayısının fazla olması ise nüfusun hızlı arttığını gösterir. Yaş dağılımı nüfus piramitleri ile gösterilmektedir.

 

0 - 14 yaş arası Genç Nüfus
15 - 64 yaş arası Olgun Nüfus
65 ve üzeri yaş Yaşlı Nüfus


Bu sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun yaş gruplarına göre dağılımı şu şekildedir:
 

Yaş Gurupları

2000 yılı dağılımı (%) 2007 yılı dağılımı (%)
0 - 14 29,8 26,4
15 - 64 64,5 66,5
65 ve üzeri 5,7 7,1


Türkiye nüfusunun en önemli özelliği, genç ve dinamik yapı göstermesidir. 0-25 yaş arasının payı 1970’de % 57 ve 1990’da % 57.2 olmuştur. Yani Türkiye, Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkesidir. Buna göre, ülkemizde genç nüfus fazla, yaşlı nüfus azdır. Bunun en önemli nedeni olarak doğum oranının fazlalığı söylenebilir. Türkiye’de, 0-14 yaş grubundakilerin fazla olması beslenme, giyinme ve eğitim ihtiyaçlarının göz önüne alınması gerektirmektedir. Bu alanda yapılan yatırımlara demografik yatırımlar denir.

Nüfusun yaş guruplarına göre dağılımı, bir ülkenin gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi verir. Gelişmiş ülkelerin nüfusunun % 25 kadarını çocuk, % 15’ini ise yaşlı nüfus oluşturur. Gelişmekte olan ülkelerde çocukların payı 1/3 kadardır. Yaşlı nüfusun payı ise % 10 kadardır. Türkiye geri kalmış ülkeler ile ileri ülkeler arasında yer almaktadır.

 

Nüfusun, bakımına muhtaç olduğu için, 0-14 ile 65 ve üzeri yaş grubuna aynı zamanda bağımlı nüfus denilmektedir. Bağımlı nüfus oranı, gelişmiş ülkelerde az iken, az gelişmiş ülkelerde fazladır.


2007 yılı Türkiye nüfus grafiği: Bu grafikten de, Türkiye’nin gelişmekte olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, 0 - 4 yaş grubu, 1955 yılına göre daha dardır. Bu da ülkemizde doğum oranının azaldığını göstermektedir.

 

Türkiye’nin 2007 sayımına göre yaş ortalaması 28.3’tür. Yaş ortalaması erkeklerde 27.7 iken, kadınlarda 28.8’dir. Şehirlerde ikamet edenlerin yaş ortalaması 28.4, köylerde ise 27.9’dur.

b. Nüfusun cinsiyet durumu
Nüfusun kadın ve erkek nüfus olarak dağılımına nüfusun cinsiyet yapısı denir. Hemen her ülkede erkek ve kadın sayısı birbirine yakındır. Ancak göç, savaş veya bazı hastalıklar bu dengeyi bozar. İleri yaşlarda bu denge kadınlar lehine bir miktar değişir.

 

1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat 1945′ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Günümüzde erkek nüfus yaklaşık % 1,2 oranında fazlalık gösterir. Türkiye’nin 2007 sayımına göre nüfusun 35,376,533’ünü erkek, 35,209,723’ünü ise kadınlar oluşturmaktadır.

Genel olarak, geçim sıkıntısının olduğu kırsal alanlarda ve ülkelerde erkekler başka yerlere çalışmaya gittikleri için buralarda kadın nüfusu daha fazladır. Bu nedenle, nüfusun cinsiyet durumu da önemlidir. Bu oran 100 kadın başına erkek sayısı olarak ifade edilir. Türkiye’de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır.


2. Aktif Nüfus
15 yaş ve daha yukarı yaşlardaki çalışabilir nüfusa
aktif nüfus; aktif nüfusun herhangi bir işte çalışan kesimine çalışan nüfus denir. Aktif nüfus nüfusun iş gücü potansiyelini ortaya çıkarır. Gelişmiş ülkelerde aktif nüfus oranı, ülke nüfusunun yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır.

2007 sayımına göre Türkiye nüfusunun % 66,5’i aktif nüfusu oluşturmaktadır. Yani Türkiye’de genç ve çalışabilir insan sayısı oldukça fazladır.

3. Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı
15-64 yaş arasındaki nüfus, çalışma çağındaki nüfusu (etkin nüfusu) oluşturur. Gelişmiş ülkelerde çalışma yaşı daha yüksektir ve çalışma çağındaki nüfusun tümü etkindir. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise nüfusun büyük bölümü tüketici durumdadır.

Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar
Ω
Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.)
Ω
Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.)
Ω
Hizmet (inşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.
 

Bir ülkede hizmet ve endüstri sektörlerinde çalışan nüfusun fazla olması, ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise tarım sektöründe çalışan nüfus daha fazladır. Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90′a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet ve sanayi sektöründe çalışmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus, gelişmiş ülkelere göre daha azdır.
 

 

Tarım Sektörü

Sanayi Sektörü

Hizmetler Sektörü

1927 89,6 5,6 4,8
1935 79,9 7,8 12,3
1945 73,7 8,5 17,8
1955 77,4 6,7 15,9
1960 74,9 7,5 17,6
1965 71,9 7,9 20,2
1970 70,2 10.2 19,6
1975 65,1 11,5 23,4
1980 62,5 11,6 25,9
1985 58,5 13,0 28,5
1990 50,5 13,4 36,1
2000 48,0 13,5 38,5
2007      


Sanayi ve hizmet sektöründeki nüfusun büyük bölümü, Marmara Bölgesi’ndeki Çatalca - Kocaeli ve Güney Marmara bölümlerinde yoğunlaşmıştır, İzmir, Ankara, Eskişehir, Adana, Mersin, Zonguldak, Ereğli, Karabük, Gazi Antep, Kayseri, Denizli, Konya gibi illerde sanayi nüfusu yoğundur.

 

Tarım ve hayvancılık sektöründe çalışanlar daha çok Karadeniz, Doğu Anadolu, İç Anadolu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kırsal kesimlerinde toplanmıştır.

4. Nüfusun Eğitim Durumu
Bir ülkede her alanda yetişmiş insan gücüne gereksinim duyulur. Bu nedenle yetişmiş insan gücünün ülke kalkınmasına katkısı çok büyüktür. Gelişmiş ülkelerde okullaşma oranı ve yetişmiş insan sayısı fazladır. Bu durum ülkenin kalkınma hızını artırıcı etki yapar. 6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya’da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir. Eğitim almış nüfusun toplam nüfus içindeki payına
okullaşma oranı denir. Okullaşma oranı yüksek olan ülkelerin gelişme hızı da yüksektir.


Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini saptarken eğitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okuryazarlık oranı gittikçe artmakla birlikte, hala istenen düzeyde değildir. Buna bağlı olarak gazete, dergi ve kitap tüketimi gelişmiş ülkelerdeki düzeyin çok altındadır. Nüfusun, %46,1’ini ilkokul, %7,4’ünü ortaokul, %7,8’ini lise ve %3,2’sini yüksek öğrenim düzeyinde eğitim alanlar oluşturmaktadır. Hiç eğitim almamış olanlar %19,6, okula gitmemiş okuryazarlar ise % 15,9’dur. 2000 yılına göre okur yazar oranı, erkeklerde % 93,9 kadınlarda % 80,6′dır.

 

Kırsal kesimde iş gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle çocukların okula gönderilememesi, kız çocuklarının eğitimine önem verilmemesi ve okullaşma oranının yetersizliği eğitimin istenen düzeye gelmesini engellemektedir. Bu nedenle özellikle Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde okuryazarlık oranı düşükken, Marmara ve Ege bölgelerinde daha yüksektir.

5. Nüfusun Kırsal - Kentsel Durumu
Türkiye’de nüfusu 10 000′den az olan yerleşmelere
kır yerleşmesi, fazla olan yerleşmelere de kent yerleşmesi denilmektedir. 1927 yılındaki ilk nüfus sayımında nüfusun % 75,8′inin kısal kesimde, % 24,2’sinin kentlerde yaşadığı görülmüştür. Bu oran 1985′de eşitlenmiştir. 2007 yılında nüfusun % 70,5 (49,747,859 kişi)’i kentlerde yaşarken, % 29,5 (20,838,397 kişi)’i kırsal yerleşmelerde yaşamaktadır.
 

 

Kentsel Nüfus

%

Kırsal Nüfus

%

1927 3,305,879 24,2 10,342,391 75,8
1940 4,346,249 24,3 13,474,701 75,7
1950 5,244,337 25,0 15,702,851 75,0
1960 8,859,731 31.9 18,895,089 68,1
1970 13,691,101 38,4 21,914,075 61,6
1980 19,645,007 43,9 25,091,950 56,1
1990 33,326,351 59,0 23,146,684 60,0
2000 44,109,336 65,0 23,735,567 35,0
2007 49,747,859 70,5 20,838,397 29,5


Türkiye’de kırsal nüfus oran olarak sürekli olarak azalırken, kent nüfusu sürekli olarak artmıştır. Bu durum sanayi ve hizmetler sektörünün gelişmesine bağlı olarak şehirlerin göç almasının sonucudur. Gerçektende şehirlerdeki doğum olaylarının yanında kırsal kesimden kentlere doğru yaşanan göç olayları da şehir nüfus oranının hızla artması üzerinde etkili olmuştur.

Paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • BlinkList
  • Furl
  • Reddit
  • Technorati
  • Fleck
  • YahooMyWeb
  • Netscape
  • Netvouz
  • DZone
  • ThisNext
  • MisterWong
  • Wists

CommentYorum

Yorum yazman için giriş yapman gerekiyor.