Necip Fazıl Kısakürek - Sakarya Türküsü
Yazar admin
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur. Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük? Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu’nun, Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: |
Yorum
Yorum yazman için giriş yapman gerekiyor.
Ayarlar
-
Şubat 1, 2008 -
Necip Fazıl Kısakürek -
Yorum yapılmamış
-
RSS Yorumları -
Del.ico.us
-
Digg!














